İstanbul'da yaşayan A.K., sosyal medyada 'sahte kadın profili' ile kendisini ekleyen bir kadın ile cinsel içerikli yazışmalar yaptı.

Daha sonra A.K.'ye ulaşan başka biri, konuştuğu kişinin 18 yaşından küçük olduğunu ve konuyla ilgili şikayetçi olduklarını söyleyip, vazgeçmek için sahte savcılık belgeleri ile 80 bin lira para istedi.

Bunun üzerine panikleyen A.K., 80 bin lirayı, verilen banka hesabına gönderdi. Ancak A.K.'yi arayanlar, para istemeye devam etti.

Bir süre sonra belgelerin sahte olduğunu ve dolandırıldığını anlayan A.K., avukatı aracılığıyla suç duyurusunda bulundu.

A.K.'nin avukatı İlker Atamer, 'uzlaşma dolandırıcılığı' suç tipinin özellikle son 2 yıldır Türkiye'de yaygın şekilde işlenen internet suçlarının başında geldiğini belirtti. 

"Bu suç tipi esasen sahtecilik, dolandırıcılık ve şantaj suçlarının bir arada işlendiği, sofistike bir suç tipidir." diyen Atamer şunları kaydetti: 

"Bu suç tipinde genel olarak erkekler hedef alınmaktadır. İkincisi; bu suç tipinin bir başka özelliği de sahte birtakım adli belgelerin suçta araç olarak kullanılmasıdır.

Suçun işlenişi genel olarak şu şekilde olmaktadır; dolandırıcılar, sahte bazı fotoğraflarla sosyal medya platformlarında sahte profiller oluştururlar ve bu profillerle hedef aldıkları kişilerle tanışırlar ve belirli bir süre iletişim kurduktan ve mağdurun güvenini kazandıktan sonra konuyu özel yazışmalara getirirler.

Cinsel içerikli yazışmaların yanında kurban seçilen kişiden, özel görüntüler, fotoğraflar, videolar talep ederler. Karşındaki kişinin dolandırıcı olduğunu bilmeyen ve bu profilin sahte olduğundan haberi olmayan kurban, bu yazışmalara güvenerek özel birtakım fotoğraflarını, videolarını paylaşabilmekte veya bu kişiyle görüntülü görüşme sırasında birtakım müstehcen pozlar verebilmekte ve dolandırıcılar bunu kaydedebilmektedir.

Bu şekilde kurbanın özel görüntülerini ele geçiren dolandırıcılar, devreye başka bir suç ortağını sokup, güya kurban seçilen bu kişinin yazıştığı, konuştuğu kişinin aslında '18 yaşından küçük bir kişi' olduğunu, bunun 'cinsel taciz' teşkil ettiğini, bunun 'çocuğa yönelik bir suç' oluşturduğunu söyleyerek, kurban üzerinde baskı kurarlar" 

"PARAYI ÖDEMEZSE ŞANTAJ BAŞLAR"

Kurban seçilen kişinin de söylenenlere inanarak panik yaptığını söyleyen Atamer, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Dolandırıcılarda kurbanın bu psikolojisini suistimal edip, uzlaşmaya açık olduklarına söyleyip, birtakım sahte savcılık ve uzlaştırma belgelerini de kurbana gönderip, belirli meblağları uzlaşma bedeli altında öderse, şikayetçi olmayacaklarını söylerler.

Bu belgelerin sahte olduğunu bilmeyen, bunların gerçek olduğunu düşünen ve suçluluk duygusu içinde hareket eden kurban da o panikle bu talep edilen paraları ödemektedir. Talep edilen miktarlar 80 bin, 100 bin TL gibi rakamlar. Hatta kimi durumlarda daha yüksek rakamlar olabilmektedir.

Dolandırıcılar, bu şekilde kurbandan yüksek meblağlar alıp, dolandırdıktan sonra bununla da yetinmezler; ardından avukatlık ücreti, yargılama gideri, tazminat adı altında kurbanla tekrar tekrar iletişime geçip, sürekli para istemeye devam ederler.

Eğer kurban talep edilen paraları ödemezse veya kısmen uzlaşma bedeli adı altında para ödeyip, daha sonraki para taleplerine olumsuz yanıt verirse, bu sefer şantaj aşaması başlamaktadır.

Bu sefer kurbanın yaptığı o yazışmaları, gönderdiği, paylaştığı görüntüleri, fotoğrafları başkalarına göndermekle, internette yayınlamakla hatta kurbanın sosyal medya platformlarındaki arkadaş listelerinde bulunan kişilere göndermekle tehdit ederler ve şantaj yoluyla para koparmaya çalışırlar".

"BELGELERİN DOĞRULUĞUNUN TEYİT EDİLMESİ GEREKİR"

Bu tür durumlara karşı internet kullanıcılarını uyaran Atamer, şunları söyledi:

"Bizim genel olarak tavsiyemiz; fiziken tanışmadığınız, kim olduğuna yüzde 100 emin olmadığınız hiç kimseyle özel diyaloglara girmeyiniz, özel görüntülerinizi asla paylaşmayınız.

İkincisi; buna benzer bir durumla karşılaşan bir kişinin kendisine gönderilen uzlaşma belgeleri veya savcılık belgelerini mutlaka doğruluğunu teyit etmesi gerekir.

Bu suç tiplerinde kullanılan sahte belgeler komik derecede hatalar içermektedir ancak hukukçu olmayan sıradan bir vatandaş bu belgelerin sahteliğini fark edemeyebilir.

Dolayısıyla buna benzer uzlaşma talepleri ile karşılaşan kişilerin herhangi bir ödeme yapmadan, bir hukukçudan fikir almasını, belgenin doğruluğunu teyit etmelerini tavsiye ederiz."

Editör: Irem Su Uyumaz