Kraliçe II. Elizabeth ile oğlu Prens Andrew arasındaki ilişki, kraliyet tarihinin en tartışmalı başlıklarından biri olarak yeniden gündemde.

Andrew’nun, Jeffrey Epstein ile olan bağlantıları ve hakkında ortaya atılan ciddi suçlamalar, İngiliz kraliyet ailesini uzun süre zor durumda bıraktı. Özellikle Virginia Giuffre tarafından açılan dava ve kamuoyuna yansıyan fotoğraflar, sürecin dönüm noktası oldu.

Kraliyet ailesi, artan baskılar sonrası Andrew’nun tüm askeri unvanlarını ve kraliyet görevlerini geri aldı. Kamuoyundaki güven kaybı nedeniyle aile içindeki rolü de fiilen sona erdi.

Buna rağmen, yayımlanan yeni biyografik çalışmalara göre Kraliçe Elizabeth’in oğluna olan inancı hiçbir zaman tamamen sarsılmadı. Hugo Vickers tarafından kaleme alınan kitapta, kraliçenin Andrew’nun suçlu olduğuna inanmadığı ve son yıllarında onun geleceğini korumaya odaklandığı belirtiliyor.

İddialara göre Elizabeth, 2022 yılında sonuçlanan davada ödenen yaklaşık 12 milyon dolarlık tazminatın önemli bir kısmını kişisel kaynaklarından karşıladı. Bu hamle, kamuoyunda hem eleştiri hem de şaşkınlık yarattı.

Andrew’nun 2019 yılında BBC’ye verdiği ve büyük tepki çeken röportaj sonrası kriz daha da derinleşti. Kraliçe bu süreçte oğlunun unvanlarını geri çekerek kurumsal bir adım atsa da, özel hayatında desteğini sürdürdü.

Kraliçe Elizabeth’in dört çocuğu arasında Andrew’nun özel bir yere sahip olduğu uzun yıllardır biliniyordu. Bu durum, yaşanan skandalların ardından daha da dikkat çekici hale geldi.

Uzmanlara göre bu süreç, kraliyet ailesinin modern dönemde karşılaştığı en ciddi itibar krizlerinden biri olarak değerlendiriliyor.