CIA belgesi kanser tedavisinin gizlendiğini mi gösteriyor?

Sosyal medyada dolaşıma giren eski bir CIA raporu, ABD istihbaratının kanser tedavisini yıllar önce bulup gizlediği iddialarını yeniden gündeme getirdi. Ancak uzmanlara göre belge bu iddiaları doğrulamıyor ve içerik çoğu zaman yanlış yorumlanıyor.

Tartışmanın kaynağı: 1951 tarihli CIA raporu

Sosyal medyada paylaşılan belge aslında yeni değil. Şubat 1951’de hazırlanan CIA raporu 2014 yılında gizliliği kaldırılarak kamuoyuna açılmıştı. Ancak son dönemde yeniden paylaşılmasıyla birlikte geniş kitlelerin dikkatini çekti.

Belge, Sovyet bilim insanlarının kanser ve parazitler arasındaki biyolojik benzerlikleri inceleyen bir araştırmasının özetini içeriyor. Soğuk Savaş döneminde CIA’in yabancı bilimsel çalışmaları takip etmesi oldukça yaygın bir uygulamaydı.

Raporda yer alan bilgilerin başında ise önemli bir not bulunuyor: “Bu değerlendirilmemiş bilgidir.” Bu ifade, CIA’in raporda yer alan bulguları doğrulamadığını veya bilimsel olarak kabul ettiğini göstermiyor.

Sovyet araştırmasının temel iddiası

Raporda özetlenen çalışma, Leningrad’da yayımlanan Priroda dergisinde 1950 yılında Prof. V.V. Alpatov tarafından yayımlanan bir makaleye dayanıyor.

Araştırmada parazit kurtlar ile kanserli tümörlerin bazı metabolik özelliklerinin benzer olduğu öne sürülüyordu. Özellikle her iki yapının da enerji depolamak için glikojeni yüksek miktarda biriktirdiği belirtiliyordu.

Alpatov, bu benzerliklerin parazitler ile tümörler arasında biyolojik bir ilişki olabileceğini düşündürdüğünü savunuyordu.

Raporda bahsedilen kimyasallar

CIA raporunda bazı kimyasal maddelerin tümörler üzerindeki olası etkilerinden de söz ediliyor.

Bunlardan biri, Alman kimyager H. Mauss tarafından 1938’de geliştirilen ve paraziter bir hastalık olan bilharzya tedavisinde kullanılan Myracyl D adlı ilaçtı. Araştırmada bu ilacın bazı tümörler üzerinde etkiler gösterebileceği ileri sürülüyordu.

Raporda ayrıca DNA ve RNA’nın yapı taşlarından guanine benzeyen “Guanozolo” adlı bir bileşikten söz ediliyor. Laboratuvar deneylerinde bu maddenin nükleik asit üretimini baskılayarak farelerdeki tümör hücrelerini etkileyebildiği belirtilmişti.

Bunun yanı sıra “atebrin” adlı başka bir kimyasalın farklı moleküler formlarının parazitler ve tümör dokuları üzerindeki etkileri de incelenmişti.

Sosyal medyada yayılan iddialar

Belgenin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte sosyal medyada çeşitli komplo teorileri ortaya çıktı. Bazı kullanıcılar CIA’in “kanserin aslında bir parazit olduğunu bildiğini” veya kanser tedavisinin kasıtlı olarak gizlendiğini iddia etti.

Ancak uzmanlara göre bu yorumlar belgeyle örtüşmüyor. CIA’in yabancı ülkelerde yayımlanan bilimsel araştırmaları toplaması ve arşivlemesi istihbarat kurumlarının standart faaliyetleri arasında yer alıyor.

Belgede kanseri tedavi eden kesin bir yöntem bulunduğuna ya da bunun gizlendiğine dair herhangi bir ifade yer almıyor.

Kanser araştırmalarında parazit ilaçları

Bununla birlikte bazı bilim insanları parazitler ve kanser hücreleri arasında belirli biyolojik benzerlikler olabileceğini kabul ediyor.

Bazı parazit ilaçlarının laboratuvar ortamında kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatabildiği gösterildi. Bu nedenle bazı ilaçlar kanser araştırmalarında incelenmeye devam ediyor.

Örneğin ivermektin adlı parazit ilacı son yıllarda deneysel kanser araştırmalarında test edilen maddeler arasında yer alıyor. Ancak laboratuvar sonuçlarının insanlar üzerinde etkili bir tedaviye dönüşmesi uzun ve zorlu bir süreç gerektiriyor.

Uzmanlardan uyarı

Bilim insanları kanserin tek bir hastalık olmadığını ve yüzlerce farklı türü bulunduğunu vurguluyor. Bu nedenle tüm kanser türlerini tedavi edecek tek bir “mucize ilaç” bulunması oldukça zor görülüyor.

Uzmanlar ayrıca sosyal medyada yayılan doğrulanmamış iddiaların hastaları yanlış yönlendirebileceği konusunda uyarıyor. Kanıtlanmamış tedavilere yönelmenin sağlık açısından ciddi riskler doğurabileceği belirtiliyor.