BM Güvenlik Konseyi, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD tarafından Karakas’tan götürüldüğüne dair iddialar üzerine acil bir oturum düzenledi. Toplantıda yaşanan gelişmelerin bölgesel ve küresel etkileri kapsamlı şekilde ele alındı.
BM Genel Sekreteri adına Konsey üyelerine bilgi veren BM Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, Venezuela yönetiminin söz konusu ABD hamlesini ülkenin egemenliğine yönelik bir ihlal olarak değerlendirdiğini aktardı. DiCarlo, bu durumun istikrarsızlığı derinleştirme ve bölge genelinde olumsuz sonuçlar doğurma riskine dikkat çekti.
Gerginliğin daha geniş çaplı sonuçlar üretmesinden endişe edildiğini vurgulayan DiCarlo, yaşananların tehlikeli bir emsal oluşturabileceği uyarısında bulundu. “Durum son derece hassas ancak daha yıkıcı bir sürecin önüne geçmek hâlâ mümkün” diyen DiCarlo, taraflara diyalog çağrısı yaptı.

Konuşmasında hukukun üstünlüğüne özellikle vurgu yapan DiCarlo, ülkelerin egemenliğine, siyasi bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi. Kapsayıcı diplomatik yolların tercih edilmesinin önemine işaret etti.
Oturumda söz alan ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Michael G. Waltz ise ülkesinin tutumunu savundu. Waltz, gerçekleştirilen operasyonun belirli hedeflere yönelik olduğunu belirterek bunun Venezuela halkına karşı bir girişim olmadığını ifade etti.

Çin ve Rusya temsilcileri ise ABD’nin adımlarını sert ifadelerle eleştirdi. Çin, tek taraflı girişimlerin uluslararası düzeni zedelediğini savunurken, Rusya da uluslararası hukuk ve çok taraflı mekanizmaların devreye sokulması gerektiğini dile getirdi.
Venezuela’nın BM Daimi Temsilcisi Samuel Moncada ise yaşananların yalnızca ülkesinin egemenliğini değil, aynı zamanda BM’nin ve uluslararası hukukun güvenilirliğini de tehdit ettiğini söyledi. Moncada, Venezuela’nın doğal kaynakları ve jeopolitik konumunun bu sürecin arka planında yer aldığını savundu.





