09.04.2018, 11:51

ÖNCE İYİ İNSAN OLMALI!

Ne kadar önemli değil mi iyi insan olmak? Başlarınızı sallayıp, hak verdiğinizi hisseder gibiyim. Ama göreceli kavramlardır iyi olmak, kötü olmak, güzel olmak, çirkin olmak. Bu tanımların içini herkes farklı doldurabilir. Yaşanmışlıklar, deneyimler kişiden kişiye değişir çünkü. Mesela bir çocuk kötülüğü, onu oyuna almayan arkadaşı için söyleyebilir. Ona istemediği şeyleri söyleyen arkadaşını kötü bilir. Ama bir yetişkin için kötünün anlamını bunlardan çok daha farklıdır. Güzellik hepimizi göre çok farklıdır, çirkin dediklerimiz de öyle.
 

Fakat; “iyi insan olmalı” dediğimde hepimizin aklında aslında bir tema belirir. Bu da biraz belki görgü, edep - adap, ahlak ve adab-ı muaşeret kurallarının tanımladığı düzeydedir. En azından benim için öyledir. Bu kurallara uyan insanlar benim için iyi insanlardır. Nasıl yaşıyor olurlarsa olsunlar, ne iş yapıyor olurlarsa olsunlar, bu insanlardan kötülük gelmez. Çünkü bu kuralları hayatının tam orta noktasına koyan insanlar; bencil olmak, kötü olmak gibi birçok özelliğe sahip olmaz, olamazlar. Bir de şunun farkında olurlar; benim özgürlüğümün bittiği yerde başkasının ki başlar.

Belki bu konu, saatlerce üzerine konuşulacak konulardan biridir. Belki yukarıdaki tanımlama size hiç uymuyor da olabilir. Yalnız, iyi insanı oluşturan şeylerin sanırım hepimiz yukarıda bahsettiğim kurallar olduğu konusunda hemfikiriz. En azından öyle düşünmek istiyorum.

Müge bu konuya nereden geldi?

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada eski bir gazete küpürü paylaşıldı.

Bu köşede; 1960’lı senelerde okullarda okutulan “Adab- Muaşeret” dersinin konularından bazıları yazılmış. İlla ders olması gerekmez. Bizim mayamızda var. Bunlarla büyüdük, bunlarla yetiştik.

Daha sonra çok beğendiğim konuşmalardan biri raflardan çıktı. Aslında eski bir konuşma ama çok doğru şeylere temas eden bir konuşma, yine sosyal medyada çok paylaşılanlardan oldu. Ali Koç’un, gençler için düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmanın son kısmı; “İyi İnsan Olmak”a denk geldim. Tüm bunlar üst üste gelince ve çok paylaşılınca şöyle bir sonuca vardım; hepimiz iyi insanları özlüyoruz. Hepimiz o düzgün davranışlara özlem duyuyoruz. Sanırım bunu günden güne daha çok hissediyoruz.

Burada ne kadar iyi bir insan olduğum ya da çevremde ne kadar mükemmel insanlar olduğu gibi yanlı bir tartışmanın içine girmeyeceğim fakat anlayamadığım bir şey var. Geçtiğimiz sene bahçede kurumuş ve artık açmayacak bir ağacın kesimini izleyemedim, canım acıdı. Evet canlı ve anlamıyor, onun hayatı benim dilimden değil, içimden geçeni de anlamıyor ama bir ağacın kesimini izleyemeyen ben, insanların bu saldırgan ve acımasız duyguları nasıl barındırdığını anlamaya çalıştım. Gerçekten bunun üzerine düşündüm. Bize ne oldu? Sanırım “iyi insan olmak” tanımının ne olduğunu ve neden önemli olduğunu unuttuk. Bunu neden yapmamız gerektiğini de! Maalesef çok acı ama öyle.

Sadece bu konuda değil ki. İş dünyası farklı mı? Sadece bir adım öne çıkabilmek için birbirini acımasızca ezen insanlar, düzgün davranmana, iyi insan olmana müsade etmeyen bir ortam. İş dünyası bu kadar acımasız olmak zorunda değil derken, hayatta da acımasız olmaya başladık. Kıdem, mevki için ezer geçerken şimdi ne için bu kadar ezip geçtiğimizi anlayamaya çalıştım. Anlayamadım. Ben zaten iş hayatı ve normal hayatta farklı olmanın neden olması gerektiğini de bir türlü anlayamadım ya…

İnsan olmanın doğasında vardır acımak, üzülmek, merhamet, vicdan. Biz nasıl herşeye bu kadar sevinir olduk? Sanırım biz “her an mutlu ol” terimini çok yanlış anladık. Çünkü bizlere sürekli “ne olursa olsun, hep mutlu ol” dendi ve biz bunu çok yanlış anladık. Sosyal medyada ve her yerde herkes o kadar mutlu ki, biz acıyı unuttuk, acının nasıl bir şey olduğunu. Kötü günlerin de olabileceğini unuttuk. Bazı şeyleri kabullenmek yerine, üzerini çizer olduk. Daha mutlu olmak istedikçe, daha bencil insanlar haline geldik. Bizden daha mutlusunu gördüğümüz zaman canımız acıdı. Çünkü en mutlu biz olmalıydık. Onların mutluluğunu aşağı çekmek istedik. Bu da yetmedi, onların üzüntülerinden, onları ezerek daha da mutlu olduk. Yani acıdan da mutluluk çıkardık. Çünkü sürekli mutlu olmalıyız.

Haliyle bu kuralları unutunca, birbirimize karşı tahammülümüz de azaldı. Saygımız kalmadı birbirimize. Karşımızdaki kim olursa olsun sorgusuz sualsiz saldırganlaşmaya başladık. Bencilleştik. En çok biz mutlu olmalıyız, en haklı biz olmalıyız, en çok her şeyi biz hakediyoruz. Sanki yarın yokmuşçasına yaşamayı biz çok yanlış anladık. “Anı Yaşa” yani “Carpe Diem” felsefesini biz çok yanlış anlamış olmalıyız. Ama sevdik bu işi. Çünkü kimseyi düşünmek yok, o aslında bazen olması gereken mahalle baskısı yok, sonsuz bir özgürlük, sınırsız bir mutluluk… Kısacası kendi hayatımız, kendi mutluluğumuz dışında odaklanacağımız, düşünceğimiz hiçbir şey yok ortada. Dolayısıyla daha az dert, tasa yerini daha rahat bir hayata bıraktı. Ve biz, bu kurallara uyarak yaşamaya çabalayanlar, arkasının önünün farkında olmaya çalışanlar, bir yerde kapı tutmaya, yol vermeye kalkanlar; ya suratına kapı yiyor ya da asi bir korna ile irkiliyor hale geldik. Her gün kendimize yarın böyle olmayacağım diyor yine de olamıyoruz. İyi ki de olmuyoruz. Yoksa bakkalını kütüphaneye çeviren amca olmaz, yoksa sağanak yağmurda ıslanan teyzeye ceketini veren adam olmaz, yoksa “2 lahmacun fazla yollar mısınız? Öğrenciyiz.” diyen öğrencilere 10 lahmacun gönderen lahmacuncu da olmaz. Yoksa şu küçücük dünyada yaşayacak bir yer bulamayız.

Birçoğunuzdan yaşça küçüğüm farkındayım, haddime de değil kimseye ders vermek, bir şeyleri dikte etmek. Yaşından büyük olmakta birçok zaman doğru değildir, ukalalıktır çünkü. Ama şunlar var mesela; büyüklerin karşısında ayak uzatılmaz, ayak ayak üstüne atılmaz. Büyükler söz vermeden lafa girilmez, laflarının üstüne laf söylenmez. Evet bazı saygı, görgü, edep, adap ve ahlak kuralları bazı zamanlarda gereksiz olabiliyor ama bazıları hala oldukça önemli. Mesela para konuşulmaz, yeni alınan şeyler anlatılmaz, ayıptır çünkü. Bir büyük geldiği zaman herhangi bir sağlık problemimiz yoksa yer verilir. Mesela topluluk içinde bağıra bağıra konuşulmaz. Mesela bir yere girerken arkana bakılır gelen varsa kapı tutulur. Biz bu ve bu gibi kuralların ikazlarını alarak ve hala almaya devam ederek yaşıyoruz, ailemizden bunları öğrendik. Hala bile zaman zaman hala hatalarım oluyor ve annem çekiyor bir kenara yanlışımı söylüyor. Bunu yazan ben, bu sene 30 yaşıma gireceğim. Ama hala olmadım. Çünkü insanız en neticesinde hala öğrenecek çok şeyimiz var. Hala göremediğimiz birçok hatamız. Hala birilerinin aklına, fikirlerine, bilgi ve deneyimlerine ihtiyacımız var.

İster kabul edelim, ister etmeyelim; bizi bir arada tutacak olan, bizi insani değerlerden uzaklaştırmayacak olanlar; görgü, edep ve ahlak kuralları. Lütfen bunlara sıkı sıkı sarılalım, hiç bırakmayalım! Çünkü bunların öneminin farkında olanlar ne kadar dik durursa o olumsuz davranışları da daha az göreceğimize inanıyorum.

Saygıyla ve sevgiyle kalın…

Yorumlar (1)
Said Koçdemir 4 yıl önce
Güzel yazınızı aynen kendim yazmış gibi paylaşıyor ve yüreğinize sağlık diyorum.
Günün Anketi Tümü
Göktürk'ün en önemli sorunu nedir?
Namaz Vakti 28 Kasım 2021
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 13 33
2. Hatayspor 13 26
3. Konyaspor 13 26
4. Alanyaspor 14 24
5. Fenerbahçe 13 23
6. Karagümrük 13 22
7. Başakşehir 14 22
8. Galatasaray 13 21
9. Adana Demirspor 14 20
10. Beşiktaş 14 20
11. Antalyaspor 14 18
12. Altay 14 17
13. Giresunspor 14 16
14. Kayserispor 14 16
15. Gaziantep FK 13 15
16. Sivasspor 13 13
17. Öznur Kablo Yeni Malatya 13 12
18. Göztepe 13 10
19. Kasımpaşa 14 10
20. Rizespor 14 10
Takımlar O P
1. Ümraniye 12 27
2. Ankaragücü 13 27
3. Eyüpspor 14 27
4. Bandırmaspor 13 25
5. Erzurumspor 12 25
6. İstanbulspor 13 20
7. Tuzlaspor 12 20
8. Kocaelispor 13 20
9. Samsunspor 13 19
10. Adanaspor 14 18
11. Menemenspor 13 17
12. Gençlerbirliği 13 17
13. Boluspor 13 16
14. Denizlispor 13 15
15. Bursaspor 13 14
16. Manisa FK 14 14
17. Ankara Keçiörengücü 12 10
18. Altınordu 13 10
19. Balıkesirspor 13 7
Takımlar O P
1. Chelsea 12 29
2. Liverpool 13 28
3. Man City 12 26
4. West Ham 12 23
5. Arsenal 13 23
6. Wolverhampton 13 20
7. Tottenham 12 19
8. Brighton 13 18
9. M. United 12 17
10. Crystal Palace 13 16
11. Aston Villa 13 16
12. Everton 12 15
13. Leicester City 12 15
14. Southampton 13 14
15. Brentford 12 13
16. Watford 12 13
17. Leeds United 13 12
18. Burnley 12 9
19. Norwich City 13 9
20. Newcastle 13 6
Takımlar O P
1. Real Madrid 13 30
2. Real Sociedad 14 29
3. Sevilla 13 28
4. Atletico Madrid 13 26
5. Rayo Vallecano 15 24
6. Real Betis 14 24
7. Barcelona 14 23
8. Athletic Bilbao 14 20
9. Valencia 15 19
10. Osasuna 14 19
11. Espanyol 14 17
12. Villarreal 14 16
13. Celta de Vigo 15 16
14. Mallorca 15 16
15. Deportivo Alaves 14 14
16. Granada 14 12
17. Cádiz 14 12
18. Elche 14 11
19. Getafe 15 10
20. Levante 14 7

Gelişmelerden Haberdar Olun

@