Havvagül ERKEK'in kaleminden ''Kadına Şiddet''

Havvagül ERKEK'in kaleminden ''Kadına Şiddet''

Sosyolog Havvagül ERKEK'in kaleme aldığı yazı ''Kadına Şiddet''

Kadın 15.03.2021, 12:43

Havvagül ERKEK'in kaleminden ''Kadına Şiddet''

Çok dertliyiz. Şiddet ister kadına uygulansın ister erkeğe uygulansın kabul edilemez bir durumdur. Her birey şiddetin bir boyutunu yaşıyor, ya öznesi oluyorlar ya da nesnesi durumuna geliyorlar. Toplumun yarayan kanası haline gelen şiddet güç, iktidar, kuvvet, ihlal etme, denetleme, baskı kurma kavramlarına karşılık gelmektedir. Avrupa insan hakları sözleşmesinde bütün insanların ırk, din, dil, cinsiyet ayrımı yapılmaksızın temel hak ve özgürlüklerden eşit olarak yararlanması kabul edilmişse de maalesef toplumun tarihler boyunca hakim olduğu ataerkil kültürden beslenen normlar kadına eşit haklar tanımamaktadır.

Kadınlar mutlu olmak isterler, güven duyduğu ortam isterler. Ama maalesef evler cehenneme dönüşmüş durumda. Ekonomik, psikolojik, toplumsal baskılar şiddeti tetikleyen unsurlar arasındadır. Kadınların ekonomik özgürlüğü olsa bile şiddete boğun eğmek zorunda bırakılıyor. Devlet politikası bile kadını ikinci plana atıp, şiddete uğramış kadına aile içi yaşanması olası bir durum olarak görme eğilimindedir.

Sosyal devlet kapsamında bir ülke bireylerine refah sağlamalıdır. Refah seviyesi yüksek bir toplum her yönüyle güçlü ve pozitiftir. Emsal örnekte yaşanan Türkiye’de opuz kararı devlet müdahalesinin sınırlılıklarını göstermektedir. Aihm aile içi şiddet konusunda, tedbirlerin alınmaması, kadın mağduru koruyamamaktan dolayı ilk kez bir devleti tazminata mahkum etmiştir. Tüm dünya da durum esasen aynıdır. Şiddet verilerine baktığımızda en çok ekonomik alt yapısı zayıf, eğitim seviyesi düşük ülkeler de daha çok yaşanmaktadır. Şiddet insan hakları ihlalidir. Bir toplumsal cinsiyet meselesidir.

Başka emsal örnek de; Öğretmen Gülşah Aktürk olayında gördüğümüz üzere yeterli tahkikat yapılmamakta ve şiddet vakıaları önlenememektedir. Eski erkek arkadaşı tarafından şiddete uğrayan Gülşah Aktürk yeterli korunma sağlanamadığı için vali yardımcısına başvurdu. Ancak vali yardımcısının ,yanında biber gazı ile gezmesi gerektiğini söylemesi ‘’kadının adı yok ‘’ söyleminin açıkça göstergesidir. Kanun’da yer alan desteklerde birisi de, şiddete maruz kalan kişiye yakın koruma tahsis edilmesidir. Koruma hizmeti talep eden birçok kadın bu hizmetten kısıtlı olarak faydalanabilmiştir ya da hiç faydalanamamıştır. Ayrıca uzaklaştırma kararının kadın cinayetlerine yol açtığını görmekteyiz. Erkek evden uzaklaşıyor, cinnet geçirme derecesine geliyor ve kadını öldürebiliyor.

6284 sayılı Kanun’un amacı, “şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenleme” şeklinde belirtilmiştir. Kanun öncelikle en temel insan hakkı olan yaşam hakkının korunması, kadın cinayetlerinin son bulması amacıyla hedeflemek olsa da maalesef kadın cinayetlerinin önü kesilememekte. 6284 sayılı Kanun’un adında “ailenin korunmasına vurgu yapılmış olsa da, bu Kanun’un amacının “aile içi şiddete maruz kalan kişiyi korumak” olduğundan bir çelişki söz konusudur. Aile içi şiddete maruz kalan kişilerin korunması dolaylı olarak ailenin korunmasına da hizmet ettiğinden, burada önemli bir sorun yokmuş gibi gözükse de, aslında bu adlandırma aile içi şiddete maruz kalan kişilerin korunmasının sadece ailenin korunmasının bir aracı değil, başlı başına bir amaç olduğunu göz ardı ettirebilecek niteliktedir. 6284 sayılı Kanun’un adı ile ilgili diğer bir sorun da, burada kadına karşı şiddetin önlenmesi kavramına ailenin korunması kavramından sonra gelmek üzere ikinci sırada yer verilmesidir. Bu sıralama, Kanun’un özellikle kadına karşı şiddeti önleme amacıyla uyumlu olmadığı gibi, kadının sadece ailenin bir bireyi olarak ve aileyi korumak amacıyla korunduğu şeklinde bir izlenim yaratmaktadır

politikası konuya bir asayiş sorunuymuş gibi görmekte ve dolayısıyla kadın ve çocuğa şiddetin önlenmesi görevini kolluk ve adliyeye vermiştir. Oysa kolluk ve adliye olarak bir olayın önce suç olup olmadığıyla ilgilenir ve kolluk suç işlendikten sonra devreye girer. Yani kadın önce şiddet görecek, gözü çıkacak, dayak yiyecek yasa daha sonra devreye girecek. Oysa sorunun sahibi yasada yer aldığı üzere Aile Çalışma ve Sosyal hizmetler Bakanlığı çalışanları olmalıdır. Olay yaşandığı veya yaşanması olası durumda kadının veya çocuğun yanında sosyal çalışmacı, psikolog, aile danışmanı ya da sosyolog yer almalı, gerektiğinde onu ve diğer sorumlu kamu görevlilerini aydınlatmalıdırlar. Böylece yasadaki tedbirler değil, o anda gereksinme ne ise ona göre verilecek olan tedbirler anlamlı ve etkili olacaktır.

Peki neden 6284 sayılı kanun bireyler ya da kurumlar tarafından yeterince bilinmemektedir. Ele alınması gereken hususlardan bir diğeri de 6284 sayılı kanun’un toplumda tanıtılmasıdır. Medya bu konuyu topluma bildirmesi gerekirken kadına şiddeti, kadın cinayetlerini, aile içi problemleri meşrulaştırmaktadır. Bu tür yayınların bir an önce yapatılması ya da engellenmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak; Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, ayrımcılığın olmadığı her türlü şiddete neden olan ataerkil kültürün değiştirilmesi, bununla ilgili eğitimlerin yaygınlaştırılması gerekir. Devletin yükümlülükleri arasında mağdura temel hak ve özgürlüklerin korunması hususunda gerekeni yapması ve yararlanmasını sağlaması gerekir. Ayrıca adaletin sosyal medyada aranmaması ve bireylerin yaşadığı şiddetin meşrulaştırılmaması gerekir. Eğitim, istihdam gibi alanlarda kadınların güçlendirilmesi gerekir. Yoksulluk bir ülkede en büyük şiddet unsurudur. İnsan, onuruna yakışır bir şekilde hayat sürmelidir. Karanlık kapılar kapansın aydınlık bir dünyaya açılsın. Karar verici merci olan iç işleri bakanlığı bu sorunsalı ivedilikle çözmelerini öneriyorum.

Kısacası; Medyanın değişimi,

Sosyal adaletin sağlanması,

Ataerkil değerlerin değiştirilmesi,

Toplumsal normların etikliği,

İşsizlik ve yoksulluğun getirdiği problemlerin çözülmesi,

Toplumsal cinsiyet eşitliğin sağlanması,

Konularında gerekenin yapılması son derece çözüm odaklı olabilir.

Sosyolog Havvagül ERKEK

Kaynak: New Göktürk Dergisi
Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Göktürk'ün en önemli sorunu nedir?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 37 81
2. Fenerbahçe 37 70
3. Konyaspor 37 67
4. Başakşehir 37 62
5. Alanyaspor 37 61
6. Beşiktaş 37 58
7. Antalyaspor 37 58
8. Karagümrük 37 57
9. Adana Demirspor 37 52
10. Sivasspor 37 51
11. Galatasaray 37 51
12. Kasımpaşa 37 50
13. Hatayspor 37 50
14. Kayserispor 37 47
15. Giresunspor 37 45
16. Gaziantep FK 37 43
17. Rizespor 37 36
18. Altay 37 34
19. Göztepe 37 28
20. Ö.K Yeni Malatya 37 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 35 67
2. Ümraniye 35 67
3. Bandırmaspor 35 61
4. İstanbulspor 35 59
5. Erzurumspor 35 58
6. Eyüpspor 35 54
7. Manisa Futbol Kulübü 36 49
8. Tuzlaspor 35 49
9. Samsunspor 35 48
10. Gençlerbirliği 35 48
11. Keçiörengücü 35 48
12. Boluspor 35 47
13. Denizlispor 35 46
14. Altınordu 35 45
15. Adanaspor 35 45
16. Bursaspor 35 41
17. Kocaelispor 35 41
18. Menemen Belediyespor 35 38
19. Balıkesirspor 35 12
Takımlar O P
1. M.City 37 90
2. Liverpool 37 89
3. Chelsea 36 70
4. Tottenham 37 68
5. Arsenal 37 66
6. M. United 37 58
7. West Ham United 37 56
8. Wolverhampton Wanderers 37 51
9. Leicester City 36 48
10. Brighton 37 48
11. Brentford 37 46
12. Newcastle 37 46
13. Crystal Palace 36 45
14. Aston Villa 36 44
15. Southampton 37 40
16. Everton 36 36
17. Leeds United 37 35
18. Burnley 36 34
19. Watford 37 23
20. Norwich City 37 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 37 85
2. Barcelona 37 73
3. Atletico Madrid 37 68
4. Sevilla 37 67
5. Real Betis 37 64
6. Real Sociedad 37 62
7. Villarreal 37 56
8. Athletic Bilbao 37 55
9. Osasuna 37 47
10. Celta Vigo 37 46
11. Valencia 37 45
12. Rayo Vallecano 37 42
13. Espanyol 37 41
14. Getafe 37 39
15. Elche 37 39
16. Granada 37 37
17. Mallorca 37 36
18. Cadiz 37 36
19. Levante 37 32
20. Deportivo Alaves 37 31

Gelişmelerden Haberdar Olun

@