banner318

Alparslan Türkeş mezarı başında anılıyor

Merhum MHP lideri Alparslan Türkeş, vefatının 19. yılında anılıyor

Alparslan Türkeş mezarı başında anılıyor
banner315

Ülkücü Hareketin Lideri Alparslan Türkeş, vefatının 19. yılında anılıyor. MHP'nin kurucusu ve ilk genel başkanı Türkeş'in Beştepe'deki kabrinde anma töreni düzenleniyor.
Türkeş'in Beştepe'deki kabrini ziyaret eden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve beraberindeki MHP'liler Kuran okuyup dua etti. Daha sonra mezara karanfil bırakan MHP'lilerin ardından geniş kalabalık mezarı ziyaret etti.

AKŞENER'DEN MESAJ
MHP Genel Başkan Adayı Meral Akşener, Türkeş'in ölüm yıldönümü hakkında yayımladığı yazılı mesajda, "Eğer Türkeş ismi bugün hâlâ dipdiri yaşıyorsa, bunun kaynağı, milletimize aşıladığı inanç ve geleceğe yönelik hamle gücüdür. İşte bunun için Türk milleti var oldukça Alparslan Türkeş ismi, Alparslan Türkeş ismi var oldukça da Türk milleti var olacaktır. Artık Türk milliyetçileri, onun ideallerini devlete taşımak mecburiyetindedirler. Devletimiz şu kritik eşiklerden geçerken milliyetçilerin iktidarın daha fazla uzağında kalması ülkemiz ve devletimiz açısından kayıptır. Bilinmesini isterim, milliyetçilerin iktidar olma mecburiyeti isimlerin kimlerden oluşacağından çok daha önce gelir" ifadelerini kullandı.
"EL PENÇE DİVAN DURMADI"
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Alparslan Türkeş'in hiçbir zaman haksızlık karşısında susmadığını söyleyerek, "Zalimler karşısında hiçbir zaman el pençe divan durmadı." dedi.
MHP eski Genel Başkanı Alparslan Türkeş, vefatının 19. yıl dönümünde mezarı başında anıldı. Burada bir konuşma yapan Bahçeli, Türkeş'in büyük bir mücadele, engin bir gönül ve ülkü insanı oluğunu söyledi. Türkeş'in hayatını mukaddes davasına adadığını kaydeden Bahçeli, onda ufuk ötesini görme kabiliyeti olduğunu ifade etti. Bahçeli, "Siyasi krizlerin baş gösterdiği dönemlerde sağduyunun sesi olarak hareket eden, aşılmaz görülen sorunları sükûnetle halleden bir şahsiyetti. Türk siyaset ve devlet hayatına milli, ahlaki ve manevi bir yorum getirme konusunda heyecan ve aşk doluydu. Türk milletinin tarih ve kültür hazinesinde ülkücü nesillerin düşünü kuran, Türk ve İslam coğrafyalarına umut meşalesi yakan yine Türkeş bey'in fikir ve akıl ölçüsüydü. Haksızlık karşısında hiç susmadı. Zalimler karşısında hiçbir zaman el pençe divan durmadı. Yozlaşma akıntısına bütün gücüyle direndi, yolsuzluk seline her şeyiyle göğüs gerdi, yoksulluk batağını kurutmak için çare ve formüller üretti." ifadelerini kullandı.
Türkeş'in zihni ve fikir temelinde güçlü bir tarih şuurunun hakim oluğunu belirten Bahçeli, "Türklüğün bugün de, eski dünyanın belkemiğini teşkil eden bölgede; milletlerarası hayat ve siyasetin en haraketli kuşağında bulunduğunu her fırsatta söylüyordu. Bölünmeye karşı, bölücülüğe düşmandı. Türkiye'nin çıkarlarına uygun olmayan her ilişki ve bağlantıya tavır alıyor, arasına aşılmaz mesafeler koyuyordu. Her insanımızı aziz bilen, her insanımıza muhabbet duyan bir vicdana sahipti. Bu nedenle Milliyetçi Hareket'in temel felsefesini 'insan sevgisi' olarak belirlemiş, bizlere de bunu miras bırakmıştır." diye konuştu.
"DÜN BAŞARAMADILAR, BUGÜN DE SONUÇ ALAMAYACAKLARI KESİNDİR"
Türk milletinin azap ve eziyet verici bir dönemden geçtiğini kaydeden Bahçeli, şöyle devam etti :"Müslüman Türk milletinin varlık ve egemenlik hakları hiç olmadığı, hiçbir dönemde yaşanmadığı şekilde saldırı ve taciz altındadır. Terörist eylemlerle Türkiye'yi zayıflattılar mı amaçlarına ulaşacaklarını sanan hain ve işbirlikçiler, 1071'de Malazgirt ve 1453'de İstanbul'un fethiyle değişen dengelerin hesabını sorma arayışındadırlar. Fakat dün başaramadılar, bugün de sonuç alamayacakları kesindir. Bunun güvencesi ise Türk milletinin sağlam iradesi ve bin yıllık kardeşlik hukukudur."
MHP Genel Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dedikoduyu meslek edinmiş, fitneye zihnini kaptırmış, iç ve dış mahfillerde kurgulanmış algı ve bayat siyaset operasyonlarıyla Milliyetçi Hareket'in yörüngesini oynatmaya niyetlenmiş bazı odakların, millet nezdinde mahcup ve mağlup olacağını da hep birlikte göreceğiz. Bizim yönümüz Hakk'a dönüktür. Bizim gücümüz Türk milleti, yegâne sığınak ve manevi mükâfatımız Rabbimizin himaye ve ihsanıdır. Biz doğrunun yanındayız, meşru olanın tarafındayız, milliyetçilikle demokrasinin çakıştığı tarih ve millet kaynağındayız. Türklüğün varlığı ve Türkiye'nin bekası için her şeyi göze alırız. Vatan ve ülkü şehitlerimizin mirası kılavuzumuzdur. Demir parmaklıkları taş medreseye dönüştürmüş yiğitlerimiz bizim göz bebeğimiz, Milliyetçi-Ülkücü gençlik asıl teminatımızdır."

TÜRKEŞ'İN HAYATI
Türkeş, Kayseri'nin, Pınarbaşı ilçesinin Yukarı Köşkerli Köyünde yaşayan Koyunoğlu ailesinin bir toprak meselesi yüzünden giriştiği kavga sonucu Sultan Abdülaziz'in fermanıyla Kıbrıs'a sürgün edilmesi nedeniyle 25 Kasım 1917 tarihinde, Koyunoğlu soyuna mensup Tuzlalı Ahmet Hamdi Bey ve eşi Fatma Zehra Hanımın oğulları "Ali Arslan" olarak Lefkoşa'da doğdu.
İlkokul ve rüştiye yıllarında Türklük ve Türkçülük ile ilgili hocalarından feyiz alan hocalarından Osman Zeki Bey, Ali Arslan'ın adını "Senin adın Alparslan olsun ve Sultan Alparslan'a denk bir yiğit Türk ol" diyerek değiştirir.
Ailesi, 1933 yılında Viyana isimli vapur ile İstanbul'a taşınan Alparslan Türkeş, Kuleli Askeri Lisesi'ne kayıt olur. Türkeş, Kuleli Askeri Lisesi'ni 1936'da derece ile asteğmen olarak bitirdi, Ankara ve Harp Akademisi yıllarının ardından 1938'de teğmen olarak Harbiye'den mezun oldu.
Türkeş, 1940 yılında Isparta'da "Muzaffer Şükriye" ile evlendi. Bu evlilikten Ayzit, Umay, Selcen, Sevenbige ve Yıldırım Tuğrul adlı çocukları oldu. Muzaffer hanımın 1974 yılında hayatını kaybetmesinin ardından 1976 yılında, Seval hanımla yaptığı ikinci evliliğinden de Ayyüce ve Ahmet Kutalmış isimli iki çocuğu daha oldu.
3 Mayıs 1944 yılındaki Türkçülük Günü'nde boy gösteren Türkeş, hemen arkasından gelen Türkçülük-Turancılık Davası'nda mahkeme tarafından 9 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı. Kendisine verilen ceza da daha sonra Askeri Yargıtay tarafından bozuldu ve 2. numaralı mahkemede beraat etti.
Alparslan Türkeş, 1947 yılında 15 Türk subayı ile ABD Kara Harp Akademisi ve Piyade Okulunda iki yıllık eğitim gördü. Yurda dönen Alparslan Türkeş, Gelibolu ve Çankırı’daki görevlerinden sonra 1951 yılında kurmaylık sınavını kazandı ve 1955 yılında Harp Akademisinden kurmay binbaşı olarak mezun oldu.
Türkeş, 1955 yılında dış görev için açılan sınavı kazanarak ABD Pentagon'da NATO Türk Temsil Heyeti üyeliğine atandı, bu arada ekonomi eğitimi gördü ve 1957 yılında yeniden Türkiye'ye döndü. Türkeş, 1959 yılında Almanya'ya, Atom ve Nükleer Okulu'na gönderildi, bu okulu başarıyla bitirdi. Türkeş, kurmay albay oldu.
27 MAYIS DARBESİ VE TASFİYE
Alparslan Türkeş, 27 Mayıs 1960'da, Milli Birlik Komitesi'nin ülke yönetimine el koyduğunu açıklayan bildirisini radyodan okudu. Kurmay Albay Alparslan Türkeş, ihtilal hükümetinde Başbakanlık Müsteşarlığı görevini üstlendi. Bu vazifesi esnasında Devlet Planlama Teşkilatı, Devlet istatistik Enstitüsü, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü gibi kurum ve kuruluşları kurdu.
Milli Birlik Komitesi arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle 13 Kasım 1960'ta Kurmay Albay Alparslan Türkeş ve "Ondörtler" olarak bilinen arkadaşları Komite'nin diğer üyelerince emekliye sevk edilerek tasfiye edildiler ve yurt dışına görevlendirilmek suretiyle sürgün edildiler. Türkeş'e,19 Kasım’da Türkiye'nin Hindistan Büyükelçiliği müşaviri görevi verildi.
Alparslan Türkeş, 23 Mart 1963'de yurda döndü ve arkadaşlarıyla birlikte kadro oluşturup partileşmek amacıyla "Huzur ve Yükseliş Derneği" adlı bir dernek kurdu. Kısa bir süre sonra Talat Aydemir'in giriştiği darbe teşebbüsüne karıştığı iddiası ile tutuklandı ve Mamak Askeri Cezaevinde dört ay hücre hapsinde yattı, yargılandı ve beraat etti.
CKM'DEN MHP'YE
Alparslan Türkeş, 31 Mart 1965'de Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'ne katıldı. Yaklaşık 4 ay sonra 1 Ağustos 1965'de partisinin büyük kurultayında Genel Başkanlığa, aynı yıl yapılan genel seçimlerde de Ankara milletvekilliğine seçildi.
1969 yılında Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin adı Milliyetçi Hareket Partisi, amblemi de üç hilal olarak değiştirildi. Türkeş, o yıl yapılan genel seçimlerde Adana milletvekili olarak parlamentoda yer aldı.
Türkeş, ilki, 31 Mart 1975 -13 Haziran 1977 ve 1 Ağustos - 31 Aralık 1977 tarihleri arasında Süleyman Demirel başkanlığında kurulan koalisyon hükümetlerinde MHP Genel Başkanı olarak, Başbakan Yardımcılığı ve Devlet Bakanlığı yaptı.
ÜLKÜ OCAKLARI
Türkiye'de 1968 yılından itibaren Marksist ve komünist gençlik hareketlerinin üniversitelerde yer almaya başlaması ile Türkeş, toplanan çok az sayıdaki gence verdiği seminerlerle onları komünizm konusunda aydınlatmaya ve alternatif olarak da Türk Toplumculuğunu, Türk Milliyetçiliğini anlatmaya çalıştı. Kısa zamanda çoğalan gençler örgütlenmeye başladı ve Türk milliyetçileri "Dokuz Işık" etrafında toplandı.
12 Eylül 1980 ihtilali gerçekleşti ve Türkeş, ihtilalden üç gün sonra teslim oldu. Cunta tarafından tutuklanan Başbuğ, önce bir ay Uzunada'da, daha sonra da Ankara Askeri Dil Okulunda ve hastalandığı dönemde de Mevki Hastanesinde 4,5 yıl hapis yattı. Türkeş ve 218 ülkücünün idamı istendi, 9 Nisan 1985'de tahliye oldu ve beraat etti.
6 Eylül 1987 günü yapılan referandum sonucu siyaset yapma yasağı kaldırılan Türkeş, 4 Ekim 1987'de Milliyetçi Çalışma Partisi olağanüstü kongresinde Genel Başkanlığa seçildi. Türkeş, 20 Ekim 1991 genel seçimlerinde MÇP'nin RP ve IDP ile yaptığı seçim ittifakı sonucu Yozgat milletvekili seçildi.
12 Eylül'ün kapattığı partilerin tekrar açılabilmesini sağlayan değişiklikler neticesi (1992) toplanan MHP'nin son kurultay delegeleri, MHP'nin isim ve amblemini MÇP'nin kullanabilmesine karar verirler.
Alparslan Türkeş, 24 Ocak 1992'de MÇP'nin 4. Olağanüstü Kurultayı'nda partinin adını MHP ve amblemini yine üç hilal olarak değiştirdi.
ÜLKÜCÜLERİ YASA BOĞAN KALP KRİZİ
Alparslan Türkeş, 4 Nisan 1997 tarihinde Ankara Hilton Oteli’nde katıldığı bir nişan merasimi dönüşü özel aracında saat 22.30 sıralarında fenalaştı. Fatih Üniversitesi Çankaya Tıp Merkezine götürülen Türkeş’e burada kalbi güçlendirici iğneler yapıldı. Türkeş daha sonra Bayındır Tıp Merkezine kaldırıldı.
Hastaneye ulaştırıldığında kalbi tamamen durmuş olan Türkeş, yapılan kalp masajı ve şok tedavisine yanıt vermedi.
Alparslan Türkeş için 8 Nisan 1997 Salı günü düzenlenen cenaze törenine on binlerce kişi katıldı. Onu son yolculuğunda yalnız bırakmak istemeyen MHP’liler, gerek yurt içinden gerekse yurt dışından Ankara’ya akın etti.
Türkeş için ilk tören Türkiye Büyük Millet Meclisinde düzenlendi. Buradaki törene, Türkeş’in eşi Seval Türkeş, büyük oğlu Tuğrul Türkeş ile diğer çocukları katıldı.
Meclisteki törene dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tansu Çiller, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, DSP Lideri Bülent Ecevit ve diğer partilerin üst düzey yetkilileri de katıldı. Törende Türkeş’in özgeçmişi okunduktan sonra bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.
Türkeş’in cenazesini taşıyan araç, Meclisteki tören sonrasında saat 11.15′te Çankaya kapısından çıkış yaparak, kortejin önüne alındı ve MHP Genel Merkezi’ne yöneldi.
Kortej saat 11.45 sıralarında MHP Genel Merkezi’nin önüne ulaştı. Cenaze burada yolun her iki tarafında toplanan partililerce tekbir sesleriyle karşılandı.
Binanın pencerelerinden ve yolda bekleyenler tarafından cenazenin üzerine karanfiller atıldı. Türkeş’in ruhu için Kur’an-ı Kerim okunarak dua edildi. Türkeş’in cenazesi, saat 12.00′de Kocatepe Camii’ne götürülmek üzere Genel Merkez önünden hareket etti
MHP Genel Başkanı Türkeş’in cenaze namazını Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz kıldırdı. Türkeş’in cenazesi daha sonra polisler tarafından eller üzerinde taşınarak, tekbir sesleri arasında saat 14.00′te cenaze arabasına konuldu.
Cenaze, karanfil yağmuru arasında toprağa verilmek üzere, Atatürk Orman Çiftliği-Emek kavşağına doğru yola çıkarıldı. Kortej saat 15.45′te anıt mezar alanına geldi. Türkeş’in naaşı saat 16.03′te defnedildi.

New Göktürk

Güncelleme Tarihi: 04 Nisan 2016, 16:25
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER