Ne zaman kaybettin hayallerini? Hayallerin sen bile farkına varmadan şekil değiştirdi? Kim koydu sana hedeflerini? Kim
söyler oldu başarılı ya da başarısız olduğunu? Unuttun. Duygularını, hayallerini, merakını, seni sen yapanları. Aileni unuttun. Babanı, anneni... Günlük illüzyonun gölgesinde kaldılar. Belki de sana unuttuklarını hatırlattıkları için kaçtın.’’
 
Bildiğin, deneyimlediğin şeyleri yeniden yaşamak güvenlidir, korkulara kalkandır. Deneyimlediğini, bildiğini sürekli kılmak ise rutindir, kendi sınırlarının içinde kalmaktır, eşiği atlayamamaktır. Yaşadığını issettiğin ve öğrendiğin anlar bilinmeyenlerle buluştuğun anlar olacak. Bunun için diyorum ki; yeni şeyler dene, alternatiflere bak, kabuğunun dışına çık.
 
Sonuçlarını düşünüp uzun uzun hesaplar yapmadan, özgüven ile... Suya hiç atlamasaydın, yüzmenin ne kadar güzel bir şey olduğunu, su tenine değdiğinde neler hissettiğini, denizin tuzlu tadını hiçbir zaman bilmeyecektin.
 
Bilinmeyen, karşına bilinenden daha kötü sonuçları getirebilir. Ama bir o kadar da iyilerini getirebilir. Bilemeyiz. Bildiğimiz şu: Her zaman yeni olanı seçtiğinde, bir şeyleri denediğinde büyüyecek, gelişeceksin. Bir yol ayrımına geldiğinde, dar kapıyı, bilmediğini, daha riskli, güvencesiz görüneni seçebilirsin. Seçimin uğrunda acı çeksen bile, her defasında daha güçlenmiş, daha büyümüş olacaksın. İki kere iki dört eder.
 
Korkuların, rutinde kalma ihtiyacından doğuyor. Hiçbirşeyin değişmesini, bozulmasını istemediğin için daha çok korkuyorsun. Korkularını sev dostum. Korkularını anla... Sebepsiz değil hiçbiri, bir sebebi var. O korkuların ki; göz göze gelme cesaretini göstermedikçe seni hiç bırakmayacaklar. Seni, geleceğini, her şeyini... Her bir korkun senin bir demir parmaklığın. Korkular mapushanesinde müebbetten başka ceza yok. Demir parmaklıkları kırmadığın sürece özgürlük yok. Korkularımız bir varsayım. Korktuğumuz şey gerçekleşmeden, korkmaya başlıyoruz. Başımıza geldiğinde ise korkacak zaman kalmıyor, durumu yaşamaya başlıyoruz. Korktuğumuz her an, olacak olmasını beklediğimizin gölgesinden korkuyoruz. Hiç olmasa bile olmuş olduğunda yaratacağı etkileri,
daha olmadan yaşıyoruz.
  
Korkuların, korkularımız. Ne kadar çok korkumuz var. Beyaz bir kâğıdın üzerine korkularımızı yazmaya çalıştığımızda uzun bir liste çıkacak. Korkularımız bizi yönetiyor. Korkularımız varsayımdan başka bir şey değil. En çok korktuğun şey bile henüz başına gelmeyen. Henüz başına gelmeyen bir şey için bugününü karanlığa gömüyorsun. Korkuların arttıkça, yapabildiklerin azalıyor. Korkuların arttıkça, enerjin tükeniyor. Sesin kısılıyor. Sesin kısıldıkça, panikliyorsun. Panikledikçe, eksiliyorsun, eksildikçe düşüyorsun. Sonunda korkuları yaşayan olmaktan öteye geçemiyorsun. Henüz gerçekleşmeyenden korkuyorsun.
 
Sağlıklı yaşarken ölümden, maaşını alırken işini kaybetmekten, sevgilinle sevişirken bir gün onsuz kalmaktan, paran cebindeyken bitmesinden korkuyorsun. Sevdiklerini yitirmekten, başarısız olmaktan korkuyorsun. Ve bunlar henüz gerçekleşmeyenler.
 
Gerçekleşmeyenden, gerçekleşmişçesine korkuyorsun. Bazıları da korkmanı istiyor. Korktukça, o kadar kolay yönlendirilebiliyor, hayallerinden o kadar kolay vazgeçiriliyorsun ki...
  
Bildiğin, deneyimlediğin şeyleri yeniden yaşamak güvenlidir, korkulara kalkandır. Deneyimlediğini, bildiğini sürekli kılmak ise rutindir, kendi sınırlarının içinde kalmaktır, eşiği atlayamamaktır. Yaşadığını hissettiğin ve öğrendiğin anlar
bilinmeyenlerle buluştuğun anlar olacak. Bunun için diyorumki; yeni şeyler dene, alternatiflere bak, kabuğunun dışına çık. Sonuçlarını düşünüp uzun uzun hesaplar yapmadan, özgüvenile... Suya hiç atlamasaydın, yüzmenin ne kadar güzel bir şey
olduğunu, su tenine değdiğinde neler hissettiğini, denizin tuzlu tadını hiçbir zaman bilmeyecektin.
 
Bilinmeyen, karşına bilinenden daha kötü sonuçları getirebilir. Ama bir o kadar da iyilerini getirebilir. Bilemeyiz. Bildiğimiz şu: Her zaman yeni olanı seçtiğinde, bir şeyleri denediğinde büyüyecek, gelişeceksin. Bir yol ayrımına geldiğinde, dar
kapıyı, bilmediğini, daha riskli, güvencesiz görüneni seçebilirsin. Seçimin uğrunda acı çeksen bile, her defasında daha güçlenmiş, daha büyümüş olacaksın. İki kere iki dört eder.
 
Korkuların, rutinde kalma ihtiyacından doğuyor. Hiçbir şeyin değişmesini, bozulmasını istemediğin için daha çok korkuyorsun. Korkularını sev dostum. Korkularını anla... Sebepsiz değil hiçbiri, bir sebebi var. O korkuların ki; göz göze gelme cesaretini göstermedikçe seni hiç bırakmayacaklar. Seni, geleceğini, her şeyini... Her bir korkun senin bir demir parmaklığın. Korkular mapushanesinde müebbetten başka ceza yok. Demir parmaklıkları kırmadığın sürece özgürlük yok.
 
Korkularımız bir varsayım. Korktuğumuz şey gerçekleşmeden, korkmaya başlıyoruz. Başımıza geldiğinde ise korkacak zaman kalmıyor, durumu yaşamaya başlıyoruz. Korktuğumuz her an, olacak olmasını beklediğimizin gölgesinden korku yoruz. Hiç olmasa bile olmuş olduğunda yaratacağı etkileri, daha olmadan yaşıyoruz.
 
Korkuların, korkularımız. Ne kadar çok korkumuz var. Beyaz bir kâğıdın üzerine korkularımızı yazmaya çalıştığımız da uzun bir liste çıkacak. Korkularımız bizi yönetiyor. Korkularımız varsayımdan başka bir şey değil. En çok korktuğun şey bile henüz başına gelmeyen. Henüz başına gelmeyen bir şey için bugününü karanlığa gömüyorsun.
 
Korkuların arttıkça, yapabildiklerin azalıyor. Korkuların arttıkça, enerjin tükeniyor. Sesin kısılıyor. Sesin kısıldıkça, panikliyorsun. Panikledikçe, eksiliyorsun, eksildikçe düşüyorsun. Sonunda korkuları yaşayan olmaktan öteye geçemiyorsun. Henüz gerçekleşmeyenden korkuyorsun.
 
Sağlıklı yaşarken ölümden, maaşını alırken işini kaybetmekten, sevgilinle sevişirken bir gün onsuz kalmaktan, paran cebindeyken bitmesinden korkuyorsun. Sevdiklerini yitirmekten, başarısız olmaktan korkuyorsun. Ve bunlar henüz ger çekleşmeyenler.
 
Gerçekleşmeyenden, gerçekleşmişçesine korkuyorsun. Bazıları da korkmanı istiyor. Korktukça, o kadar kolay yönlendirilebiliyor, hayallerinden o kadar kolay vazgeçiriliyorsun ki..
 
Oysa seni yaşama bağlayan hayallerin…
Korkularının birçoğu ise tamamen varsayım. Seçim senin…
Bu hayatının da senin olduğu gibi…
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.